Uzaylılar da Türk’müş abi !

Çabuk gaz’a gelen bir Milletiz. Gazla çalışmayı ve Gazla çalıştırmayı seviyoruz. Elimde yeterli veri yok lakin Dünya üzerinde Gaz’la çalışan Otomobil sayısı muhtemelen yine bizdedir. Sahiplenmeyi seviyoruz. Her şeyi biz yaptık sanıyoruz. Irkçılığın dibine vuruyor fakat “ama abi gerçekler bunlar” deyip noktayı koyuyoruz.

Kızılderililer Türk, Futbolcu Kaka Türk, Amerika Başkanı Obama dahi Türk !

“İyide Aaağbi  Gaziantebin Barak Aşiretindenmiş… ”

Türkler dünyaya 2 kez hakim olacak, Ne Mutlu Türk’üm diyene, Bir Türk Dünyaya bedel…
Yakın bir zamanda  “Uzaylılar da Türk’müş abi !” sözünü duyarsam şaşırmayacağım artık söz veriyorum.

Stadyumları tıklım tıklım dolduruyor, yabancı futbolcu transferine ödenen Milyonlarca doları ayakta alkışlıyor, Teknik Direktöre verilen Trilyonlara “Aağbi herifte ne taktik bilgisi var, son kuruşuna kadar hak ediyor” diyoruz fakat komşumuzun aldığı 1 milyar maaş gözümüze batıyor, etmedik hakaret bırakmıyoruz.

Kısacası Adaletimizin Terazisi şaşmış, feleğimiz şaşmış, ve her zaman dediğim gibi şaftımız kaymış.

Okumuyoruz ve dahası okuyanı hiç sevmiyoruz. Okumadan da her şeyin bilinebileceğini iddia ediyor hatta yetmiyor kendimize Alternatif Üniversite bile kuruyoruz. “Hayat Üniversitesi ” Okuyanı da, mezun olanı da çok bu okulun. Nasıl bir okulsa aklınıza gelebilecek tüm İlim ve Bilim dalları bu okuldan mezun olanlar için vız geliyor, tırıs gidiyor. Ve bu özelliğimizi en güzel şekilde gözler önüne seren Sokak Röportajlarına bayılıyorum. Komedi Filmleri, Stand Up Show’lar halt etmiş. Eline mikrofonu alan bir muhabir sokağa akıyor ve enterasan sorular soruyor. Misal Kuantum Teorisi sorulsa kendisine mikrofon uzatılan 100 kişi de bu soruyu cevaplıyor. Kimsede demiyor ki ; ” Konu hakkında bilgim yok !”

Kimisi Komşumuzda da var o arabadan diyor, kimisi Yemek ismi olabilir diyor, Kimisi Amarıka’nın oyunlarından biridir ağbey diyor…

İşi ehline bırakmayı sevmiyoruz. Her konuda fikrimiz olduğu gibi her işte de parmağımız var. Her işi rahatlıkla yapabileceğimizi zannediyoruz.

“Doktorlukta ne var abi ?? Oturduğun yerden günde 5 saat ilaç yazıyorsun ooooh gelsin paracıklar !”

Tüm bunları yazdım ve örnekleri sayısız bir şekilde çoğaltmak mümkün… ( ne var abi örnek vermeye )

Çünkü birileri uzunca bir süredir bizi fena halde kekliyor. Bilindik bir hikaye var Tavşan ve Kaplumbağa’nın yarıştırılması hikayesi. Tıpkı o hikayedeki Tavşan’a dönmüşüz haberimiz yok. Herkes kendi işine gücüne baksa, Hak edene hak ettiği değer verilse, İş ehline bırakılsa meselemiz kalmayacak. Mahalledeki Bekir Amcaya nasılsın deyince, 5 dakikada nasıl olsundan girip Dünya Ekonomisinden, 3. Dünya Savaşı analizine kadar olayı götürmese biz bu işi çözeceğiz.

Övünme, Kibir, Bencillik Şeytana mahsus özelliklerdir. Bunlar bir insanda yakışıksız durur, iğreti durur. İnsanı Şeytanlaştırır. Birde bu topyekün bir Milletin özelliği haline gelmişse varın gerisini siz hesap edin.

Ve tüm bu özelliklerin bizleri götürdüğü nokta Yahudileşme’dir. Bunu üzülerek söylüyorum. Hepimizin kızdığı o Siyonist Felsefe varya ,  yavaş yavaş Millet olarak Siyonistleşiyoruz farkında bile değiliz.

- Onlar kendilerini seçilmiş ve üstün Irk olarak görüyorlar.
- Onlar Dünyayı sadece kendilerinin kurtarabileceğine inanıyorlar,
- Onlar Dünya üzerinde başarılmış ne varsa kendilerinin başardığını söylüyorlar…
Kısacası Kibirli bir Millet haline gelmişiz. Kibir hakkında Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’de bakın bize ne buyuruyor.
Nisa / 36. …Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.

İsra / 37. Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin

Lokman / 18. “Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.

Sad / 75. Allah: “Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?” dedi.
Bu konuda birbirimizi uyarmamız ve önce kendimize sonra ailemize ve çevremize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Daha söze gerek yok Vesselam.

Omer Osmanli

Din olarak İslam'ı ve kendisini Allah'ın tanımladığı şekliyle Müslüman olarak isimlendirilmeyi tercih ediyor. Vahhabi, Selefi, Sünni, Şia değil, Amelde, İtikadda tek bir mezhebi kabul ediyor Kur'an. Mezhepliliğe değil mezhepçiliğe karşı. Nüzulü İsa, Mehdi, Mesih hurafelerine artık inanmıyor. Hüküm koyma yetkisi sadece "Allah'a" aittir diyor.Hadisleri topyekün reddetmiyor fakat Din'in tek kaynağının Kur'an olduğunu, hadislerden sadece istifade edilebileceğini ve bununda Kuranla bir bütünlük halinde olursa mümkün olacağını savunuyor.

Be first to comment